AB Politikaları![]()
Adalet ve İçişleri |
Adalet ve İçişleri konusunun AB'nin Kurucu Antlaşması'nda yer alması, 10 Aralık 1991 tarihinde imzalanan ve 1993 yılının Kasım ayında yürürlüğe giren Maastricht Antlaşması'yla gerçekleşmiştir. AB'nin üç temel direğinden (Topluluk politikaları, Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası ve Adalet ve İçişleri Politikası) üçüncüsü olan Adalet ve İçişleri Politikası kapsamında, göç ve siyasi iltica alanlarında üye devletler arasındaki işbirliği geliştirilmiş ve Europol isimli Avrupa Polis Ofisi'nin kurulması yönünde karar alınmıştır.
Mülteci politikası, üye ülkeler dış sınırlarının açılmasına ilişkin kurallar, göç politikası, uyuşturucu ve hileyle mücadele, ceza hukuku ve medeni hukuk alanlarında işbirliği, gümrük alanında işbirliği ve polisiye alanlarda işbirliği konuları, adalet ve içişleri politikası kapsamında değerlendirilmektedir.
Irkçılığın ve yabancı düşmanlığının önlenmesi ve bunlara karşı mücadele edilmesi konuları da üçüncü sütun kapsamında yer almaktadır. Böylece, daha etkinleştirilmiş hukuki araçlar kullanılarak, örgütlü suç, terörizm, insan ticareti, çocuk istismarı, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı ve yolsuzluğa karşı mücadele alanlarında üye devletler arasında işbirliği olanakları sağlanmaktadır.
Özgür AB vatandaşlarının AB sınırları içinde herhangi bir yerde seyahat etme, çalışma, yaşama hakları garanti altına alınmıştır. Bu haktan tam olarak yararlanabilmek için insanların kendi hayatlarına yönlendirmeleri ve iş güvenliklerini sağlamaları gerekmektedir. İnsanlar uluslararası suça karşı korunmalı ve Birlik düzeyinde temel haklarına saygı gösterilmeli ve adaletten eşit faydalanmalıdırlar. Bu durum AB'nin güven, adalet ve özgürlük alanı yaratmasının nedenidir.
Araştırma ve Yenilik |
Bilimsel ve teknolojik gelişme bugün ülkelerin ekonomik büyümelerindeki en önemli etken haline gelmiştir. Bu gerçekten yola çıkan AB ülkeleri kendi oluşturdukları ulusal bilim ve teknoloji politikaları ile sanayilerini geliştirmeye ve dünya pazarında daha fazla rekabet edebilir hale gelmeye çabalamışlardır.
Avrupa Birliği'nde ortak bir Bilim ve Teknoloji politikası oluşturulmasının ardında yatan nedenlerden birisi de Avrupa sanayindeki aktörlerin bu yönde yaptıkları baskıdır. Avrupa sanayi, Tek Pazar'dan gerçek anlamda fayda sağlamanın yolunun bazı anahtar alanlarda ve öncelikli teknolojilerde araştırma kaynaklarının birleştirilmesinden geçtiginin farkına varmıştır.
AB dünyanın tüm bilimsel bilgi kapasitesinin neredeyse üçte birini üretir. Araştırma ve yenilik, AB halklarının beklediği refah ve yaşam kalitesinin taşınması amacına hizmet eder. Ortak programlar AB ülkelerinin çalışmalarını birleştirir. Ana araç altıncı çerçeve programıdır. Bu program üye ülkeler ve diğer bazı ülkeler ve AB'nin kendi Ortak Araştırma Merkezi'ndeki araştırmalara fon sağlar.
Balıkçılık |
Birliğin kuruluş yıllarında, balıkçılık sektörü, tarım sektörü ile birlikte ele alınmış ve böylece gıda arzının güvence altına alınması amaçlanmıştır. Ancak zaman içinde balıkçılığın tek basına ele alınması gerektiği anlayışı yerleşmiş ve Birlik Avrupa'da, bu konuda gerekli işbirliğini ve ortaklık anlayışını sağlamıştır.
Ortak balıkçılık politikası türleri tüketilmekten korumayı, balıkçıların yaşamlarını sürdürebilmelerini garanti etmeyi ve tüketiciler ile balık ürünleri işleme endüstrisinin makul fiyatlardan, düzenli olarak balık bulabilmesini amaçlamaktadır.
Bilgi Toplumu |
On beş yıl önce varolmayan cep telefonları bugün hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Internet kesintisiz, erişilebilir bilgi akışı sağlar.Yüksek kapasiteli dijital sistemler gibi hizmetler ve programlar sunularak daha önce ayrı olan yayın ve telekomünikasyon dünyası bir araya getirilmektedir. Bilgi teknolojisindeki bu devrim evde, işte ve okulda bilgi toplumunu oluşturmaktadır. AB politikaları ve faaliyetleri bu devrimi başlangıcından beri desteklemekte ve yönlendirmektedir.
AB'nin temel amaçlarından birisi, küresel bilgi ve bilgi temelli ekonomiye katılmak ve şekillendirmek için lider bir rol oynamaya çalışmaktadır. Bunu başarmak için aşağıdaki yöntemleri kullanmaktadır:
- Yeni bilgi ve telekomünikasyon teknolojilerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için yapılacak araştırmaları teşvik etmek,
- Rekabet oluşturmak için tasarlanan bir düzenleme ve standartlar çerçevesi kurmak ve bunu sürdürmek.
İnternet bilgi toplumunun temelidir. Bu amaçla komisyon internet kullanımını teşvik etmek için 3 amaçlı bir strateji belirledi:
- Her eve, okula ve işyerine daha hızlı, ucuz ve güvenli internet sağlamak,
- İnternet vasıtasıyla dijital bir okur yazar ve girişimci yaratmak,
- Bütün bunlar için toplumsal olarak içsel bir bilgi toplumu kurmak.
Bölgesel Politika |
AB dünyanın en zengin bölgelerinden biri olmasına rağmen, bölgelerarası gelir dağılımı ve fırsat eşitsizlikleri bulunmaktadır. Gelirleri AB ortalamasının altında olan ve Mayıs 2004'te üye olan ülkeler bu farklılığı daha da derinleştirecektir. Bölgesel Politika hem bir dayanışma aracı, hem de ekonomik entegrasyonu destekleyen önemli bir faktördür.
AB Bölgesel Politikası temel olarak ekonomik ve sosyal alanda daha uyumlu bir bütünleşmeyi sağlamayı ve bölgeler arası farklılıkları gidermeyi amaçlamaktadır. Avrupa Birliği Komisyonu Bölgesel Politika kapsamında üç ana hedef belirlemiştir:
- Kalkınmada geri kalmış bölgelerdeki yapısal uyumu ve gelişmeyi teşvik etmek,
- Ekonomik ve sosyal dönüşüm içerisinde olan bölgelerin desteklenerek karşılaşılan yapısal güçlüklerin giderilmesi,
- Öğretim, eğitim ve istihdam politikaları ile sistemlerinin modernizasyonu ve uyumlaştırılmasını desteklemek.
Bütçe |
Berlin'in Charlottenburg semtindeki küçük bir fırın ile Slovenya'nın Jozef Stefan Enstitüsü'ndeki dilbilim öğretmenleri ve Krakow Teknoloji Üniversitesi'ndeki araştırma mühendisleri ile Lizbon'un tren istasyonunun ortak ne noktası olabilir ki? Bunların hepsi AB bütçesinden fon sağlamışlardır. AB'nin yıllık bütçesinin büyük bir kısmı Avrupa toplumlarının faydasına kullanılmaktadır. AB bütçesi, çevre temizliği, gıda güvenliği ve kanser araştırmaları gibi alanlara aktarılmaktadır.
Çevre |
Avrupa bütünleşmesinin temel unsurlarından biri olarak kabul edilen serbest rekabetin ve serbest dolaşımın sağlanması, çevre alanında da ortak girişimleri ve ortak bir politikayı zorunlu kılmıştır. Üye ülkelerin bazılarında hava ve su kirliliğini önlemek amacıyla gerekli görülen yatırımlar, ürünlerin maliyetini önemli ölçüde artırmaktadır. Bu ve benzeri hususlar nedeniyle de üye ülkeler arasında malların serbest dolaşımının ve serbest rekabetin tam olarak sağlanamaması gibi bir sorun ortaya çıkabilmektedir. Bu durumun önüne geçebilmek için ortak bir çevre politikası oluşturulması gerekli görülmüştür.
Yerel yönetimleri de yakından ilgilendiren Ortak bir çevre politikası oluşturulmasına neden olan bir diğer önemli gelişme de üye ülkelerde erişilmiş bulunan yaşam kalitesinin daha da yükseltilebilmesi için doğal yasam koşullarının sağlıklı bir biçimde devam ettirilmesinin ve geliştirilmesinin gerekli olduğunun anlatılması olmuştur.
AB Çevre Politikası'nın hedefleri:
- Çevrenin korunması, kollanması ve çevre kalitesinin yükseltilmesi,
- Doğanın ve doğal kaynakların, ekolojik dengeye zarar verecek seklide işletilmelerinden sakınılması ve bunların akılcı bir şekilde yönetilmelerinin temin edilmesi,
- İnsan sağlığının korunması,
- Kalkınmaya, kalite gereksinimleriyle uyum içinde, özellikle de çalışma şartlarının ve yasam çevresinin geliştirilmesine yön verilmesi,
- Kent planlaması ve toprak kullanımında çevresel etkilerin daha fazla dikkate alınmasının sağlanması,
- Topluluğun dışındaki devletler, özellikle de uluslararası örgütlerle küresel çevre problemlerine ortak çözümler aranması.
Dış İlişkiler |
AB 400 milyon nüfusu ile ABD ve Rusya'nın toplam nüfusundan daha fazla bir nüfusa sahiptir. AB bir dünya gücü olmak için kurulması. Asıl amacı 2.Dünya Savaşı sonrası Avrupalı halkları bir araya getirmekti. Fakat Birlik'in genişlemesi ve yeni sorumluluklar almasıyla kendini bir dünya gücü olarak tanımlamaya başladı.
AB'nin ticari, ekonomik ve finansal ağırlığı onu bir dünya gücü yapmaktadır. AB küresel düzeyde pek çok ülke ve bölgeyi kapsayan ikili ve çok taraflı antlaşmalar ağına sahiptir. Dünyanın en büyük ticaret hacmine sahip ve dünyanın ikinci en güçlü para birimine sahip olan AB, beş kıtadaki yardım projelerine de ayda bir milyar euro harcamaktadır. AB'nin dış politikada söz sahibi bir konuma gelmesi Birliğe önemli küresel sorumluluk yüklemektedir.
Dış Ticaret |
Uluslararası ticaretin büyümesinin bir sonucu olarak genel bir ticaret politikası Birlik için önemli hale geldi. Son 10 yıldır AB'nin dış ticaret hacmi yaklaşık 2 kat artmıştır. Dönemin başlangıcında 350 milyar Euro olan dış ticaret hacmi 2001 yılında 1 trilyon Euro seviyesine yükselmiştir. AB, ABD'den sonra dünyanın en büyük ticari gücüdür ve dünya ithalat ve ihracat hacminin %20'sini gerçekleştirmektedir. Karşılıklı çıkarları çerçevesinde, AB, üye ülkeler arasındaki serbest ticareti 50 yıla yakın süredir başarıyla üstlenmiştir.
Eğitim, Öğretim ve Gençlik |
Eğitim AB üyesi tüm ülke hükümetlerinin en önemli gündem maddelerinden biri olmakla beraber eğitimin yapısı tüm ülkelerde farklılıklar göstermektedir. Avrupa Birliği eğitim alanında tek bir politikanın olmadığı ancak ülkeler arasında görüş alışverişinde bulunulduğu bir forum niteliğindedir. Üye ülkeler eğitimin içeriği ve organizasyonu açısından özgür olup Avrupa Birliği nezdinde işbirliği yapabilmektedirler.
Şubat 2001 tarihli Komisyon raporuna göre AB eğitim programının amaçları:
- Eğitim ve mesleki eğitim kalitesinin iyileştirilmesi,
- Hayat boyu öğrenmenin herkes için erişilebilir olması,
- Eğitim sisteminin dış dünyaya daha açık hale getirilmesidir.
Her yıl yüz binden fazla Avrupa Birliği vatandaşı, farklı kültürleri tanıma imkanı sunan ve AB vatandaşı olmanın sağladığı olanaklardan faydalanmayı kolaylaştıran AB kaynaklı sınır ötesi programdan yararlanabilmektedir. AB aynı zamanda ulusal eğitim ve öğretim kalitesinin yükselmesini teşvik eder, çünkü bu alanlar iş ve gelişme için çok önemlidir.
Ekonomik ve Parasal İlişkiler |
Ekonomik ve Parasal Birlik (EPB), üye devletler arasında tek paranın kullanımının sağlanması amacıyla söz konusu ülkelerin ekonomik ve parasal politikalarının uyumlu hale getirilmesini hedefleyen süreçtir. Bu nedenle, kişilerin, malların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı ile de yakından ilgilidir. 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe giren Maastricht Antlaşması'nda taahhüt edilmiş olan EPB, tek pazar kavramının tamamlayıcısı olması bakımından ön plana çıkmıştır.
Maastricht Anlaşması'nda, tek paraya uygulamasına geçiş düzenlenmiş, aynı zamanda üçüncü aşamaya geçiş ile birlikte üye ülkelerin parasal alandaki yetkilerinin Avrupa Merkez Bankası'na devredilmesi esası belirlenmiştir. Bu çerçevede, enflasyon, faiz oranları ve kamu maliyesiyle ilgili ekonomik politika ilkeleri belirlenmiştir. Ayrıca, ekonomi politikalarının idaresi Avrupa Konseyi içinde sağlanacak mutabakat çerçevesinde, nitelikli çoğunlukla alınacak bir karar ile tespit edilecek genel ilkeler doğrultusunda üye ülkelerin denetimine bırakılmıştır. EPB, üç aşamadan oluşmuştur;
Birinci aşama: Üye devletler arasında sermayenin serbest dolaşımı, ekonomi politikaları arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi ve Merkez Bankaları arasındaki işbirliğinin yoğunlaştırılması hedeflenmiştir. 1 Temmuz 1990 tarihinde başlamış, 31 Aralık 1993 tarihinde son bulmuştur.
İkinci Aşama: Fiyat istikrarı ve sağlıklı bir kamu finansmanı sağlamak amacıyla, üye devletlerin ekonomik ve parasal politikalarının birleştirilmesini kapsayan dönemdir. 1 Ocak 1994 tarihinde başlamış ve 1 Ocak 1999 tarihine kadar yürürlükte kalmıştır.
Üçüncü Aşama: 1 Ocak 1999 tarihinden bu yana yürürlükte olan süreçtir. Avrupa Merkez Bankası'nın (AMB) kurulmasını, döviz kurlarının sabitleştirilmesini, Euro'nun hesap birimi olarak kullanılmaya başlanmasını, Euro cinsinden devlet tahvili çıkartılmasını içermektedir. Euro cinsinden paraların en geç 1 Ocak 2002 tarihi itibariyle dolaşıma girmesi ve Euro'ya geçişin tüm sektörler itibariyle en geç 1 Temmuz 2002'ye kadar tamamlanmasını kapsamaktadır
Üçüncü Aşama'nın henüz başlangıcında, 11 üye ülkenin Tek Para'ya geçiş için gerekli kriterleri yerine getirdiği Avrupa Konseyi tarafından nitelikli çoğunlukla kabul edilmiştir. Yunanistan, 1 Ocak 2001 tarihi itibariyle Konsey'in aldığı nitelikli çoğunluk kararıyla Tek Para alanına dahil edilmiştir. İngiltere, Danimarka ve İsveç kendi istekleri doğrultusunda Birliğin dışında kalmayı tercih etmektedir.
Genel Sağlık |
"Deli dana" ve "dioksin" krizleri ve tüberküloz gibi ciddi hastalıkların ortaya çıkması tüketicilerin gıda güvenliği üzerindeki güvenini sarsmıştır. Bu duruma karşılık olarak Topluluk seviyesinde genel bir sağlık politikasına ihtiyaç duyulmuştur.
Üye devletler arasındaki işbirliği "insan sağlığına yönelik tehditlerin kaynağı"na genişletildi ve Topluluk kanser, hap bağımlılığı ve sağlığı korumak için gerekli bütün genel önlemler gibi farklı alanlarda ciddi önlemler aldı.
Komisyon Mayıs 2002'de sağlık alanında topluluk stratejisi hakkında bir rapor sundu. Yeni strateji 3 temele dayanmaktadır:
- Toplumun bütün kesimlerinin sağlık hakkındaki bilgilerini geliştirmek,
- Büyük sağlık tehlikelerine karşı hızla cevap verecek bir mekanizma oluşturmak,
- Sağlık durumunu belirleyen öğeleri, özellikle zararlı öğeleri tespit etmek.
Genişleme |
Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Lüksemburg ve Hollanda, 1957 yılında Roma Antlaşması'nı imzalayarak Avrupa Ekonomik Birliği'ni (AET) kurdular. İlk genişleme dalgası İngiltere, İrlanda ve Danimarka'nın katılımıyla 1973 yılında gerçekleşti. Daha sonra, 1981'de Yunanistan, 1986 yılında İspanya ve Portekiz, 1995'te ise Avusturya, İsveç ve Finlandiya AB'ye üye oldular.
1 Mayıs 2004'te GKRY ve Malta'yı da kapsayan sekiz merkez ve doğu Avrupa ülkesinin (Çek Cumhuriyeti, Estonya, Letonya, Litvanya, Macaristan, Polonya, Slovenya ve Slovakya) Birliğe dahil olması, yüzyıllardır süregelen ayrılığın sonunu getiren, tarihi bir başarıdır. Yeniden birleşmiş Avrupa; dört yüz elli milyon vatandaşına ekonomik yararlar sağlayan tek pazarı ile, daha güçlü, daha demokratik ve daha istikrarlı bir kıta anlamına gelir.
Gıda Güvenliği |
Deli dana hastalığı gibi 1990'larda ortaya çıkan gıda skandalları, tüketicinin korunması ve gıda sağlığı alanlarında bir dönüm noktası oldu. Birlik bu skandalların önüne geçmek ve gıda güvenliğini sağlamak için Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi'ni kurdu. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi etkili olarak çalışmak için 6 temel görev benimsedi:
- Gıda güvenliği, hayvan ve bitki sağlığı, genetik olarak değiştirilmiş organizmalar ve beslenme üzerine bağımsız bilimsel danışmanlık sağlamak,
- Gıda zinciriyle alakalı politikaları ve yasama sürecini şekillendirmek için teknik gıda konularında görüşlerini iletmek,
- Gıda zinciri güvenliğini kontrol etmek ve taramak için perhiz kuralları üzerine veri ve bunun potansiyel riskleri hakkında bilgi toplamak ve incelemek,
- Mümkün olabildiğince çabuk var olan riskleri tanımlamak ve uyarı yapmak,
- Geçici kriz yönetim birimleriyle Komisyon'a gerekli bilimsel danışmanlığ sağlamak,
- Kamuoyu ile kalıcı diyalog sağlamak ve kamuoyunu muhtemel ve mevcut riskler hakkında bilgilendirmek.
Enerji |
Enerji, Avrupa Birliği için stratejik öneme sahip bir konudur. AB'nin enerji ihtiyacı, sadece 1990-2000 yılları arasında %10 artmıştır. 2000 yılı verilerine göre dünyadaki enerji tüketiminin %15'i AB'ye aittir. AB, mevcut durumuyla dünyanın en büyük enerji ithalatçısı ve ABD'den sonra ikinci büyük enerji tüketicisidir. Bu alanda halihazırda %50 oranında olan dışa bağımlılığın 2030 yılında %68'e çıkacağı tahmin edilmektedir. Enerji arzının güvenliği, çevrenin korunması ve genel rekabet gücü, günümüzde AB Enerji Politikası'nın en önemli hedefleridir.
AB Enerji Politikası'nın temelinde birey bulunmaktadır. Tüketicilere daha ucuz enerji, daha yüksek kalitede ve kesintisiz bir hizmet sağlanması AB Enerji Politikası'nın esas hedefini teşkil etmektedir.
AB Enerji Politikası'nın hedefleri, rekabet gücü, enerji arzının güvenliği ve çevrenin korunması arasında bir dengeye varmak, toplam enerji tüketiminde kömürün payını korumak, doğalgazın payını artırmak, nükleer enerji santralleri için azami güvenlik şartları tesis etmek ve yenilenebilir enerji kaynaklarının payını artırmak olarak açıklanabilir.
Petrol kıtlığı ve enerji kesintileri seyrek meydana gelir ancak bu durum da enerjiye hayatın her alanında ihtiyaç duyulduğunun hatırlatıcısıdır; ulaşım için, konutları kış mevsiminde ısıtmak yaz mevsiminde soğutmak için, fabrikaları, şirketleri, çiftlikleri işletmek için enerjiye ihtiyaç vardır. Ancak pek çok enerji kaynağı tükenmiştir. Ancak enerji kullanımı kirliliğin kaynaklarından biridir. Sürdürülebilir kalkınma petrolün daha az ve akıllıca kullanılması anlamına gelmektedir.
Görsel - İşitsel Politikalar |
1980'lerin basında dijital teknolojilerin gelişmesiyle birlikte görsel-işitsel sektörde büyük değişimler ve gelişmeler meydana gelmiştir. Bu hızla gelişen sektörün ekonomik, sosyal ve kültürel etkileri de oldukça geniştir. Görsel-işitsel sektör, günümüzde Avrupa Birliği'nde bir milyondan fazla kişiye istihdam olanağı sağlamaktadır.
Artık günümüzde dijital teknoloji geleneksel ve yeni iletişim tekniklerinin ses, görüntü ve veri ile bir arada kullanıldığı karmaşık sistemlerin kullanılması aşamasına gelmiştir. Bilgisayar ve Internet'in de vazgeçilmez unsurlar olduğu bu sistemlerle birlikte bilgi toplumu çağına girilmiştir. Bu gelişmeler mevzuat ortamının düzenlenmesi ve çeşitli destek mekanizmalarının yürütülmesini gerektirmektedir.
Diğer yandan, ABD ve Japonya görsel-işitsel sektör ve bilişim teknolojilerinde hızla ileri giderken Avrupa Birliği bu hızlı gelişmenin gerisinde kalmıştır. 2000 yılı Lizbon Zirvesi'nde temel hedef olarak belirlenen 2010 yılına kadar AB'nin dünyanın en büyük, rekabet gücü yüksek bilgi ekonomisi haline gelmesi idealinin gerçekleştirilmesi için hızlı bir atılım ve sağlam politikalar gerekmektedir.
AB'nin görsel işitsel politikasının üç temel amacı bulunmaktadır. Bunlar:
- Yeni bilgi ve iletişim teknolojilerinin geliştirilmesi amacıyla araştırmanın desteklenmesi,
- Rekabetin düzenlemesi amacıyla mevzuat ve standartlar çerçevesinin oluşturulması,
- Bütün Avrupa vatandaşlarının bilgi toplumunun sağladığı imkanlardan yararlanmalarının ve ilgili faaliyetlere katılımlarının desteklenmesi.
Gümrük Birliği |
1957 tarihli Roma Antlaşması'nda, Avrupa bütünleşmesi yolunda hedef olarak, Topluluk içinde üretim unsurlarının (Mal, kişi, hizmet, sermaye) serbest dolaşım hakkına kavuşması öngörülüyor.
Roma Antlaşması'nın Tek Avrupa Senedi ile iç pazarın tanımı yapılmış ve bu pazarın kuruluşu ile ilgili ilkelerin düzenlenmiştir. Tek Avrupa Senedi'ne göre Topluluğun amacının iç pazarın aşamalı olarak kuruluşunun sağlanması olduğu belirtiliyor. Ayrıca, iç pazarın 'malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin Roma Antlaşması hükümlerine uygun olarak serbest dolaşıma kavuşturulduğu, iç sınırlardan arındırılmış bir alan' olduğu ifade ediliyor.
Bu çerçevede Gümrük Birliği, malların ülkeler arasında hiçbir gümrük vergisi ve eş etkili vergi uygulanmaksızın serbestçe alınıp satılması ve tarafların üçüncü ülkelerden gelen ithalat için aynı gümrük vergisini ve aynı ticaret politikasını uygulamaları anlamına geliyor. Bu nedenle, Gümrük Birliği'ne taraf olan ülkeler üçüncü ülkelerden yaptıkları ithalatta, kendi ulusal gümrük tarifeleri yerine ortak gümrük tarifesini uyguluyorlar.
Yukarıda da belirtildiği gibi Gümrük Birliği, AB'ni oluşturan en temel yapıtaşlarından biridir. Bu durum, Birlik içersindeki gümrük vergilerini kaldırmış, yerine ithal mallara yönelik tek bir vergi sistemi yürürlüğe koymuştur. Üye ülkeler arasında gümrük kontrolleri kaldırılmıştır. Gümrük görevlileri artık sadece AB'nin dış sınırlarında bulunmaktadır. Bunlar sadece ticaretin devamını sağlamakla kalmayıp aynı zamanda çevrenin ve kültürel mirasın korunmasını sağlamaktadırlar.
İç Pazar |
İç pazar, AB'nin önemli köşe taşlarından birisidir. İç piyasa; malların, insanların, hizmetlerin ve sermayenin serbest hareket etmesine bağlı bir "ortak Pazar" kurulmasını sağlayan Roma Antlaşmasının bir sonucudur.
Pazarların birleştirilmesi fikri ekonomik ve siyasi bütünleşme amacıyla bağlantılıdır. 457 milyonluk bir nüfusa sahip Avrupa iç pazarı şu an dünyanın en büyük pazarı konumundadır. Gümrük formalitelerinin kaldırılmasının ve artan rekabetin sonucu olarak fiyatların düşmesinin maliyetleri azaltması ve verimliliği artırması Avrupa'nın bugünkü refahına önemli bir katkı yapmaktadır.
İnsan Hakları |
AB insan haklarını evrensel ve bölünemez olarak görmektedir. İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü AB'nin temel değerlerindendir. Kuruluş antlaşmasında yer alan bu değerler, temel haklar şartının kabulü ile pekiştirilmiştir. Bu sebepten dolayı insan haklarını hem kendi sınırları içerisinde hem de kendi dışındaki ülkelerle ilişkilerde aktif bir şekilde destekliyor ve savunuyor. İnsan Haklarına saygı, sadece birliğe katılmak isteyen ülkeler için değil, aynı zamanda birlikle ticari ve diğer antlaşmalara sahip olan ülkeler için de bir önkoşuldur.
AB'nin İnsan hakları politikasının temelini sivil, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklar oluşturmaktadır. Aynı zamanda azınlıkların ve yersiz insanlarla kadınların ve çocukların haklarını da savunmaktadır.
İnsani Yardım |
AB'nin yaptığı insani yardımın amacı, doğal felaketlerin (deprem, tayfun, kıtlık vs.) veya insanların yaptığı felaketlerin (savaşlar, çatışmalar vs.) veya yapısal krizlerin (ciddi siyasi, ekonomik ve sosyal kırılmalar) kurbanı olan 3.dünya ülkelerine yardım etmektir. Ana yardım konuları, bu ülkelerdeki insanların temel giyinme, barınma, tıbbı malzeme ihtiyaçlarını temin etmektir.
AB, doğal ya da insan kaynaklı felaketlerde din, dil, ırk ve politik görüş ayırmaksızın, yardıma muhtaç halka mümkün olan en hızlı şekilde ulaşmayı amaç edinen bir insani yardım ağının merkezidir.
İstihdam Politikası |
Ortak pazarın isleyişini kolaylaştırmak ve özellikle de isçilerin serbest dolaşımını sağlamak için Birlik düzeyinde geliştirilen belirli sosyal politika düzenlemelerinin yerini günümüzde işyeri sağlığı ve güvenliği hakkında detaylı hükümlere sahip, issizlikle mücadeleye önem veren, kadın-erkek eşitliğini ön plana alan ve AB seviyesinde bir İş Hukuku oluşturan geniş bir mevzuat almıştır.
Birlik, üye ülkelerde istihdamın artırılması ve issizlikle mücadele alanlarında da üye ülkeler arası işbirliğini güçlendirmeyi hedeflemekte, bu kapsamda bir istihdam Stratejisi belirleyerek, üye ülkelerin bu strateji kapsamında hazırlıkları ulusal eylem planlarını ve kat ettikleri mesafeleri değerlendirmektedir. Birlik aynı zamanda Avrupa Sosyal Fonu çerçevesinde hazırladığı programlarla istihdamı artırıcı projelere AB düzeyinde destek sağlamaktadır.
İşletmeler |
İşletmeler, Birlik'in ekonomik büyümesi için hayati bir öneme sahiptir. AB güçlü bir ekonomi kurmak için Avrupa'da girişimci ruhu güçlendirmek zorundadır ve işletmelerin kurulması ve büyümesi zorunludur. Bu amaçları başarmak için, sosyal gelişmeyi destekleyecek ve çevreyi koruyacak için gerekli sürdürülebilir ekonomik büyümeyi geliştirmek hayati bir öneme sahiptir.
AB'nin işletme politikası, hangi büyüklükte olursa olsun yasal işletmelerin büyümesini ve gelişmesini sağlamayı amaçlamaktadır. Bu politikanın 3 odak noktası vardır:
- Yeni işletmelerin kurulmasını teşvik etmek ve kolaylaştırmak,
- Dinamik bir iş çevresi kurarak bütün işyerlerinin büyümesini sağlamak ve yenilik kapasitelerini artırmak,
- Bu işyerlerinin Avrupa içinde ve dışında malları ve hizmetleriyle piyasalara etkili bir şekilde girmelerini sağlamak.
Kalkınma |
Birlik'in kalkınma politikasının amacı, gelişen ülkelerdeki fakirliği yok etmeye yardım edecek sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek ve bu ülkelerin küresel ekonomiyle bütünleşmelerini sağlamaktır.
Bu ekonomik ve sosyal amaçlara ek olarak Birlik'in bir de siyasi planı vardır: Tüm dünyada insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı desteklerken demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü yaymak.
Kültür |
Dil, edebiyat, plastik sanatlar, görsel sanatlar, el sanatları, mimari, sinema ve radyo yayıncılığı Avrupa'nın kültürel çeşitliliğinin tüm dallarıdır. Farklı bölge ve ülkeleri temsil etmelerine rağmen hepsi Avrupa'nın ortak kültür mirasına aittirler. Avrupa Birliği'nin önemli iki amacı vardır: bu çeşitliliği korumak ve desteklemektir, aynı zamanda diğerlerine de erişebilir hale getirmeye çalışmaktır.
Maastricht Antlaşmasıyla beraber Avrupa Birliği kültürel faaliyetleri örgütlemeye başladı. Faaliyetin amacı üye ülkelerin ulusal ve bölgesel farklılıklarına saygı gösterirken "üye ülkeler arasında kültürlerin kaynaşması"na katkıda bulunmaktır. Aynı zamanda ortak bir kültürel miras oluşturmayı amaçlamaktadır. Bu alandaki topluluk faaliyeti 4 alanı kapsamaktadır:
- Bilginin geliştirilmesi ve Avrupa tarihi ve kültürünün yayılması,
- Avrupa'nın önemli kültürel mirasının korunması,
- Ticari olmayan kültürel değişimler,
- Sanatsal ve edebi bir oluşumun gerçekleştirilmesi.
Ortak Dışişleri ve Güvenlik |
Avrupa Birliği'nin uluslararası ilişkilerde tek ses olarak hareket etmesi fikri Avrupa'nın bütünleşme süreci kadar eskidir. Ancak birlik ortak güvenlik ve dış politika konusunda gösterdiği başarıyı, tek pazar ve ortak para birimi konusunda gösterememiştir.
Aralık 1991 tarihli Maastricht Antlaşması (AB'yi kuran Antlaşma), Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası'nın AB'nin dayandığı üç temel sütundan biri olarak kabul edilmesi açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Maastricht Antlaşması'nda bağlılık ve karşılıklı dayanışma ilkelerinin vurgulanmasıyla ortak tutum ve ortak hareket kavramları gündeme gelmiştir.
Amsterdam Antlaşması'nda ODGP'nin yürütülmesi için Yüksek Temsilci atanmasına da karar verilmiştir. Javier Solana, söz konusu görevi Ekim 1999'dan itibaren beş yıl için üstlenmiştir. Aralık 1999 tarihli Helsinki Zirvesi, askeri kabiliyetler bakımından ana hedefin belirlenmesi açısından ayrı bir önem kazanmıştır. Bu çerçevede 2003 yılına kadar, tüm Petersberg görevlerini yerine getirebilecek 60,000 kişilik Acil Müdahale Gücü'nün kurulması yönünde karar alınmıştır.
Rekabet |
AB Ortak Rekabet Politikası'nın temel amacı da, rekabeti bozduğu kabul edilen eylemleri engelleyerek, piyasa güçlerinin hakim olduğu, iyi isleyen bir Avrupa İç Pazarı'nın oluşmasını sağlamaktır.
AB Ortak Rekabet Politikası, beş ana ilke üzerine kurulmuştur. Bunlar, üye devletler arasındaki ticareti etkilediği ölçüde,
- Şirketler arasında yapılan ve !ç Pazar'daki rekabeti sınırlayan ya da önleyen uyumlu eylemlerin yasaklanması,
- Rekabeti sınırlayıcı anlaşmaların ve teşebbüs birliklerinin yasaklanması,
- Hakim durumun kötüye kullanımının yasaklanması,
- Üye devletler tarafından verilen ve belirli şirketlere ya da malların üretimine avantaj sağlayarak rekabeti sınırlama ihtimali olan yardımların denetlenmesi,
- Topluluk boyutu olan birleşmelerin denetlenmesi,
- Telekomünikasyon, ulaştırma, enerji gibi sektörlerin serbestleştirilmesidir.
Tarım |
İkinci Dünya Savası yıllarında ve sonrasında Avrupa kıtasında çok ciddi bir sorun olarak ortaya çıkan gıda yetersizlikleri, stratejik bir düzenleme olarak, Ortak Tarım Politikası'nın (OTP) oluşturulmasında önemli bir etken olmuştur.
Savaş koşullarının doğurduğu sonuçlarla birlikte Avrupa kıtasında gıda arzının güvence altına alınmasının şart olduğu anlaşılmış ve bu alanda dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğine dair bir bilinç oluşmuştur. Böylelikle, Topluluk ülkeleri, vatandaşlarının gıda ihtiyacının Topluluk içinden karşılanabilmesi için gerekli adımları atmaya başlamıştır.
OTP amacı çiftçilere makul yaşam standartları sağlamak ve tüketicilere adil fiyat üzerinden kaliteli besin sunmaktır.
Ortak Tarım Politikası'nın uygulanmasından önceki dönemde Avrupa ülkelerinin ulusal tarım politikaları tarımsal yapılarına göre farklılıklar göstermekteydi. Piyasa mekanizmaları arasındaki farklılıkların giderilmesinin ancak ortak ve tek bir politika etrafında birleşilmesi ile sağlanabileceğinin görülmesi de OTP'nin oluşumunu hızlandıran etkenlerden biri olmuştur.
OTP'nin amaçları:
- Üretim standartlarını ve tarım teknolojisini geliştirmek,
- Tarımsal üretim araçlarının etkili kullanımını sağlamak,
- Avrupa'daki tarımsal üretimin verimliliğini artırmak,
- Piyasalarda istikrarı sağlamak,
- Ürün arzının güvenliğini sağlamak,
- Tarımdaki en önemli faktörlerden biri olan işgücünün optimum kullanımını sağlamak,
- Geçimini tarım sektöründen sağlayan kesimlerin gelirini artırmak,
- Tüketicilere daha gerçekçi ve uygun fiyatlar sunmak ve
- Tarım ürünleri fiyatlarını bütün üye ülkelerde eşitleyerek, fiyatların üye ülkeler arasında haksız rekabete yol açmasının önüne geçmek.
Tüketiciler |
Avrupa Birliği'nde merkezine bireyi alan bir sistem bulunmaktadır. Birlik, AB vatandaşlarının yasam kalitesini sürekli olarak yükseltmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç için kullanılan en etkili araçlardan birisi de Ortak Tüketici Politikası'dır.
Avrupa Birliği sınırları içerisinde yasayan tüm vatandaşlar aynı zamanda birer tüketici olarak görülmektedirler. Avrupa Birliği, Tüketici Politikası'nı tüm bu tüketicilerin sağlığının korunması, güvenliğinin sağlanması ve ekonomik çıkarlarının korunması esaslarına dayandırmaktadır.
Avrupa Birliği'nin izlediği Tüketici Politikası'nın temel esaslarını her ne kadar tüketicinin sağlığının korunması, güvenliğinin sağlanması ve ekonomik çıkarlarının korunması oluşturmakta ise de, temel esaslara ek olarak tüketicinin tazmin edilme hakkı, bilgilendirme ve eğitim hakkı ile temsil edilme hakkına da büyük önem verilmektedir. Birlik sınırları içerisindeki tüm tüketiciler satın aldıkları malların bozuk, hizmetlerin yetersiz olması durumunda değiştirme, yasal yollara başvurma ve zararının tazmin edilmesini talep etme hakkına sahiptir.
Ulaştırma Politikası |
Tek Pazarın tamamlanması, özellikle sınırların kaldırılması ve deniz taşımacılığının serbestleşmesi gibi Topluluk ekonomisinin liberalleşmesi yönünde atılan önemli adımlar bir Ortak Ulaştırma Politikası oluşturma ihtiyacını kaçınılmaz kılmıştır. Bu adımlar talep edilen büyümenin devamı açısından, ayrıca tıkanıklık ve pazar doyma payı gibi problemlerin asılması bakımından önem teşkil etmektedir.
Sınırların kaldırılması ve ulaşım sektöründeki fiyatların düşüşü, Avrupa Birliği vatandaşlarına bugüne kadar hiç görülmemiş derecede, ülkeler arası hareketlilik sağlamıştır. Bu sayede farklı ülkelerde üretilen mallar tüketiciye doğrudan ulaştırılabilmektedir. AB, ulusal pazarları rekabete açarak ve fiziksel ve teknik engelleri ortadan kaldırarak bu gelişime katkıda bulunmuştur.
Ulaşım politikasının amaçlarından bir diğeri, ulaşımı sürdürülebilir kalkınma içine entegre edebilmektir. Bu yönde atılacak adımlar, hava kirliliğinin ve karbondioksit emisyonunun sonucu iklim değişikliğinin önlenmesi, kaynakların güvenliği ve gürültü kirliliğiyle başa çıkabilmek için gereklidir.
Vergilendirme Politikası |
Avrupa Birliği'nin her yönüyle uyumlaştırılmış ya da yakınlaştırılmış bir vergi politikası henüz yoktur. 1960'larda başlayan, vergilendirmenin uyumlaştırılması ve üye ülkeler arası işbirliği çalışmaları yavaş yürümüştür ve halen devam etmektedir. Doğrudan vergilendirme, hükümetlerin kendi sorumluluklarındadır.
Dolaylı vergiler, Avrupa Birliği'nin yapı taşlarından olan malların ve hizmetlerin serbest dolaşımını doğrudan etkilemeleri nedeniyle, üye ülkeler arasında bir ölçüde uyumlaştırılmıştır. Dolaylı vergilerde uyumlaştırma çalışmaları Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi alanlarında yapılmıştır.
Ayrıca vergi kurallarının AB çapında sermayenin serbest dolaşımını sağlayacak ve vergiden kaçınmak için yaratılacak fırsatlara neden olacak sermaye dolaşımını engelleyecek şekilde olmasını sağlar. Aynı zamanda AB politikası aynı zamanda AB vatandaşlarının Birlik içinde herhangi bir yerde çalışma hakkını sınırlayabilecek vergi kurallarını hedef alır.









