Hukuk![]()
AB Hukuku Unsurları |
BİRİNCİL HUKUK:
- Avrupa Topluluklarını Kuran Antlaşmalar ve Tadilat Antlaşmaları
- Paris Antlaşması (1951)
- Roma Antlaşması (1957)
- Tek Avrupa Senedi (1987)
- Maastricht Antlaşması (1993)
- Amsterdam Antlaşması (1999)
- Nice Antlaşması (2000)
- Katılım Antlaşmaları
- Üçüncü ülkelerle yapılan her türlü antlaşma ve anlaşmalar,
- ATAD Kararları
İKİNCİL HUKUK:
AB’nin tüzel bir kişilik olarak oluşturduğu tüm mevzuat
- Tüzük,
- Direktif,
- Karar
- Tavsiye Kararı
- Görüş
AB HUKUK KURALLARI
Tüzük : Bizdeki kanunlar gibidir. 3 özelliği vardır.
- Genel geçerli olması (tüm topluluğa yönelik olması)
- Doğrudan uygulanması (hiçbir hukuk işlemi gerekmeksizin)
- Bütünüyle bağlayıcı olması (tüm hükümleri uygulanmalıdır)
Direktif : Bağlayıcıdır, ancak tüzükten farklı olarak, direkt uygulanamaz, üye ülkeler tarafından iç hukuka alınması gerekir. (üyeler, bu iç hukuk araçlarını seçmekte serbesttir)
Karar : Bağlayıcıdır. Özelliği; bir ülke, firma veya kişiyi muhatap alabilir.
Görüş ve Öneri : Bağlayıcı değildir. Genellikle etik değer taşır.
AB Hukuku Araçları |
Avrupa Hukuku araçları genel olarak iki başlık altında incelenmektedir. Bunlar Kurucu Antlaşmalar (birincil mevzuat) ve Topluluk kurumlarının bu Antlaşmaları temel alarak geliştirdikleri yasal araçlardır (ikincil mevzuat).
Daha geniş bir tanım çerçevesinde Avrupa hukuku, Adalet Divanı’nın içtihat hukuku, Topluluğun dış ilişkilerinden kaynaklanan hukuki düzenlemeler, sözleşmeler kapsamında yer alan tamamlayıcı hukuk ve Antlaşma hükümlerini hayata geçirebilmek amacıyla üye ülkeler arasında imzalanan buna benzer anlaşmalar da dahil olmak üzere Topluluğun yasal düzeni çerçevesinde kabul edilen tüm kuralları kapsamaktadır.
Birincil Mevzuat
Birincil mevzuat özellikle Antlaşmalar ve benzer statüye sahip anlaşmaları içermektedir. Birincil mevzuat, üye devletler arasında doğrudan müzakereler sonucu kabul edilen ve ulusal parlamentolar tarafından onaylanan mevzuattır.
Avrupa Topluluklarını Kuran Antlaşmalar, zaman içerisinde değişikliğe uğramıştır. Bu değişiklikler şunlardır:
- Avrupa Tek Senedi (1987)
- Avrupa Birliği Antlaşması – Maastricht Antlaşması- (1992)
- Amsterdam Antlaşması (1997), 1 Mayıs 1999’da yürürlüğe girdi.
- Nice Antlaşması (2001), 1 Şubat 2003’te yürürlüğe girdi.
Antlaşmalar, karar-alma süreçleri ile yasama, yürütme ve hukuk süreçlerinde rol oynayan Avrupa Birliği kurum ve organlarının temel yapı, işleyiş ve sorumluluklarını da tanımlamaktadır.
İkincil Mevzuat
Topluluk kurumlarının Antlaşmaları temel alarak geliştirdikleri yasal araçlara ikincil mevzuat adı verilmektedir. Avrupa Topluluğu ikincil mevzuatı araçları, Avrupa Birliği’ne amaçlanan hedeflerle orantılı uygun mevzuat önlemleri alma imkânı tanımaktadır. Bu araçlar şunlardır:
Yönetmelikler -tüzükler- (regulations): Yönetmelikler tüm üye devletler için tamamen bağlayıcı nitelikte olup doğrudan uygulanabilir etkiye sahiptir. Yönetmeliklerin uygulanması için üye ülkelerin ayrıca uygulama mevzuatı çıkartması gerekmemektedir.
Yönetmelikler üye ülke vatandaşlarına ulusal yasalarda olduğu gibi hak ve yükümlülükler getirir.
Yönetmelikler Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde yayınlanır ve Yönetmelik çerçevesinde belirlenen zamanda yürürlüğe girer. Eğer Yönetmelik içerisinde böyle bir zaman belirtilmemişse Yönetmelik, Resmi Gazete’de yayınlandığı günü izleyen 20. günde yürürlüğe girmektedir.
Direktifler (directives): Direktifler tek bir üye devletle ilgili olabilecekleri gibi tüm üye ülkeleri bağlayıcı da olabilmektedir. Uygulama şekil ve metotlarının seçimi ulusal makamlara bırakılmıştır. Diğer bir ifadeyle, direktiflerin uygulanabilmesi için ulusal hukuka uyarlanmaları gerekmektedir. Tüm üye devletlere yönelik olan direktiflerin Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde yayınlanması gerekmektedir. Direktiflerin yürürlüğe girişleri de tıpkı yönetmelikler gibidir. Eğer Direktif içerisinde yürürlüğe giriş tarihine ilişkin bir hüküm bulunmuyorsa direktifler de Resmi Gazete’de yayınlandıkları günü izleyen 20. günde yürürlüğe girmektedir. Avrupa Birliği’nde direktiflerin kullanımı oldukça yaygındır. Bunun nedeni, bu yöntemin Avrupa Birliği’ne hukuki sonuçlarla ilgili karar verme ve bu hedefleri ulusal mevzuatta uyarlamayı üye ülkelere bırakma imkânı tanımasıdır.
Kararlar (decisions): Kararlar hitap ettikleri taraflar için tamamen bağlayıcıdırlar. Üye ülkeleri, gerçek ve tüzel kişileri muhatap alabilirler.
Topluluk kurumları pek çok alanda “kararlar” doğrultusunda hareket edebilmektedir. Bazı alanlarda ise Antlaşma, politika oluşturma metodu olarak kararların kullanılmasını şart koşmaktadır. Bu alanlara örnek olarak rekabet kuralları ihlalleri ile devlet yardımlarının Ortak Pazar’a uygun olmadığı durumları göstermek mümkündür.
Bakanlar Konseyi, kendi yetki alanı içerisindeki konularda Avrupa Komisyonu’na karar alma yetkisi verebilmektedir.
Tavsiye ve görüşler (recommendations and opinions): Tavsiye ve görüşler bağlayıcı nitelikte değildir. İlgili konuda benimsenebilecek bir tutum önermekte ya da görüş bildirmektedirler. Tavsiyeler politika oluşturmada yönlendirici olabilmektedirler.
Diğer politika geliştirme metotları: Yönetmelik, direktif, karar, tavsiye ve görüşlerin yanı sıra Topluluk diğer politika geliştirme metotları da kullanmaktadır. Örneğin Avrupa Komisyonu devlet yardımları alanında yetkilerini ne şekilde kullanacağına ilişkin bazı kılavuz ilkeler (guidelines) geliştirmiştir.
Kurumların politika geliştirmede kullandıkları bir diğer araç da kurumlar arası anlaşma veya bildirgelerdir (inter-institutional agreements or declarations). Kurumlar arası anlaşma veya bildirgeler, Antlaşma’da yer alan belli bir maddeye ya da hükümetlerarası konferanslarda sunulan çerçeveye açıklık getirmek amacıyla kullanılmaktadır.
Yönetmelik, direktif ve kararlar daha resmi araçlar olup tavsiye ve görüşler, kılavuz ilkeler ve kurumlar arası anlaşma ve bildirgeler “soft law” kapsamında yer almaktadır.
İçtihat
Yargı organlarının verdiği kararlara “içtihat”, mahkeme kararlarının oluşturduğu hukuk ilkelerinin tümüne ise “içtihat” adı verilmektedir.
Avrupa Birliği hukukunda Adalet Divanı’nın içtihatları büyük önem taşımaktadır. Adalet Divanı’nın verdiği kararlar, 1952 yılından itibaren Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT), 1958’den itibaren Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ve EURATOM olmak üzere, uzun yıllar boyunca çeşitli anlaşmazlıkların çözümünü sağlamış ve kapsamlı bir Topluluk içtihat hukuku oluşmasıyla sonuçlanmıştır.
Adalet Divanı içtihatı Türkiye açısından da önem taşımaktadır. Gümrük Birliği’ni kuran 6 Mart 1995 tarih ve 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı, Gümrük Birliği’ne ilişkin olarak alınan kararların Adalet Divanı’nın ilgili kararlarına uygun olarak yorumlanacağını belirtmektedir.









